Kuru Göz Nedir?
Gözlerimizin sağlıklı olması ve iyi görebilmesi yüzeylerinin ıslak olmasına bağlıdır. Gözlerimizin yeterince ıslak olmaması, birçok rahatsız edici belirti ve görme kalitesinde düşme ile sonuçlanır.
Kuru göz sendromu, göz yüzeyinin yeterince ıslanamadığı birçok farklı hastalığın ortak ismidir. Kuru göz hastalığı ya da kuru göz sendromu, temelde göz yüzeyinin yeterince kaygan olmadığı ve ıslaklığı kaybettiği durumdur.
Kuru göz hastalığını anlayabilmek için ilk önce göz yaşının yapısını anlamak gerekir. Göz yaşı göz yüzeyini ıslatan sıvı tabakasıdır. Genellikle karıştırıldığı gibi aslında ağladığımızda salgılanan gözyaşı normalde gözümüzü ıslatan gözyaşı değildir.
Ağladığımızda salgılanan gözyaşı, duygusal durum dışında, göz yüzeyinin çok kuruması, parlak ışık, yakıcı gazlar ve benzeri göz yüzeyinin tahriş olmaya başladığı durumlarda son çare olarak gözümüzün kendisini koruma mekanizmasıdır.
Bir anlamda göz yüzeyinizdeki yangını söndürmek için dökülen bir kova sudur. Sonucunda fazla miktarda ve bir anda gelen bu gözyaşı hem taşarak sulanma şeklinde yanağımıza akar, hem de yapısı nedeni işle gözümüzü yakara ve kızartır.
Temelde göz yaşımız üç tabakadan oluşur. Bunlardan en alttaki musin tabaksı olup göz yüzeyindeki goblet hücreleri tarafından salgılanır, hücreleri kaplar. İkinci tabaka yine göz yüzeyinde bulunana yüzlerce gözyaşı bezinin salgıladığı aköz yani su tabakadır.
En üstte ise aköz tabakanın üstünü kaplayarak düzgün yayılmasını sağlayan, buharlaşmasını engelleyen hem de göz yüzeyini kayganlaştıran lipid, yani yağ tabaka bulunur. Bu lipid tabaka kirpik diplerinde bulunan meibomian bezlerden salgılanır. Bu bezlerin uçları tıkandığında halk arasında arpacık olarak bilinen şalazyon ortaya çıkar.
Göz kuruluğu sendromunun farklı tiplerinde bu üç farklı tabakanın yetersizliği gündemdedir.
Belirtileri benzerde olsa bu üç tabaka farklı noktalardan salgılanan ve farklı görevleri olan tabakalar olduğu için, tedavi yaklaşımları farklıdır.
Kuru Göz Belirtileri Nelerdir?
Kuru göz hastalığı ya da kuru göz sendromu, gözümüzde hissettiğimiz birçok belirtinin en önemli sebebidir. En sık hissedilen belirtiler, yanma, batma, kum kaçmış hissi, bıçak saplanıyor gibi ağrılar, kaşıntı ve sulanmadır.
Çoğu hastamız gözüm sulanıyor diye gelir ve göz kuruluğu tanısı konulduğunda şaşırarak ama benim gözüm sulu der. Ancak sulanma aslında göz kuruluğunun en önemli belirtisidir. Çünkü gözümüz kuruyunca son çare olarak ağlama bezi çalışarak sel şeklinde ama yakıcı bir göz yaşı salgılar. O nedenle gözün kurumasını engellersek sulanmasını da engelleriz. Bu belirtilerek ek olarak görme de bulanıklık da göz kuruluğu sonucu ortaya çıkar.
Özellikle görme bazen iyi bazen kötü olur. Televizyon seyretme, bilgisayarla çalışma, telefona uzun süre bakma gibi dikkatli işlerde göz kırpma sayısı dakikada 20 den 3 - 5 kereye düşmektedir. Bunun sonucunda göz yaşı hızla buharlaşır ve göz yüzeyi kurur, kuruyan alanlar tahriş olur ve daha ileri dönemde kornea üzerindeki hücreler ölerek dökülmeye başlar.
Hem yanma, batma gibi belirtiler ortaya çıkar, hem de göz en önemli koruma kalkanlarından biri olan ıslaklığını kaybederek ciddi enfeksiyonlara açık hale gelir.